Kanuni sultan süleyman han bir gün bir seferdeyken otagın kuruldugu çadırı dayayan direği karıncalar sarmış. Askerlerden biride padişahın yanına gelerek ; hünkarım çadırın direğini karıncalar sarmış böyle giderse diregi yiyip çadırı yıkacaklar.
Bunun üzerine kanuni sultan süleyman zamanın kadısı Ebu Sud efendiye bir name gönderir ,padişahın şiire merakı da olduğu için aynen şöyle yazar nameye;
"Çadrırın direğini karıncalar sarınca
Bir mahsuru olurmu karıncayı kırınca"
Böyle zarifane bir üslubu tebessüm ederek okuyan ebus sud efendi yine zarifana bir karşılıkla cevap verir;
"Yarın HAKKIN divanına varınca
Sultan süleymandan hakkın alır karınca"
Bu cevabı okuyan padişah hemen emir verir , karıncalara ve direğe dokunmayın, çadırın yerini değiştirin.
HEY GİDİ ECDAD, NE İNCESİN..?
Öyle günümüz aydınlarının!!! Cihanı Şûmul padişahın hayatının sadece bir harem dairesine sığdığını idda edecek kadar basiretsiz olduğunun kanıtıdır bu nezaket. Daha ne diyim ki. Kavak yellerinin senaristine sormak lazım kaç tane tarih kitabı okumuş. Sultan süleymanı ne kadar tanır....