Aradağın Blogsa Al sana Blogsa

Sunday, July 05, 2009 2:19 AM
Kategoriler Kişisel

Uzun zamandır bloğumda bir düzenleme yapayım diye aklımdan geçiyordu. Sonunda tamamen yerli üretim blog olan blogsaya geçtim. Daha önceki yazılarımın birisindede bahsetmiştim zaten blogsadan. Bende elimden geldiği kadar katkıda bulunmaya çalışıyorum acizane.

  Eski yazılarımı geçirmek biraz zor oldu ama çok aktif br blog yazarı olmadığım için hallettim.Bu arada eski sitemde yorumlarıda bir ara geçirmeye çalışıcam.

Ne demiş atalarımız Yerli Malı Yurdun Malı Herkes Onu Kullanmalı

Bizde bu şiar ile çıktığımız yolda blogsa ile devam ediyoruz. Vatana millete özelliklede  bana hayırlı uğurlu olsun.

Etiketler blogsa

MySpace ve Facebook neden tehlikeli?

Saturday, July 04, 2009 11:42 PM

İngiltere’deki bir araştırmaya göre, MySpace ve Facebook gibi sosyal paylaşım siteleri kullanıcıları açısından tehlike oluşturuyor. Kullanıcının oturduğu yer ve doğum tarihi bilgileri bile dolandırıcılık için yeterli olabiliyor.

LONDRA - İngiltere’de “Get safe online” kampanyası için yapılan bir hükümet araştırmasında, İngiltere’de bu sitelerin üyesi olan 10.8 milyon kişiden dörtte birinin “profillerinde” doğum tarihleri veya iletişim adresleri gibi önemli bilgilerini açıkladıkları belirtildi.

Etiketler Myspace Facebook

Şaşırdım Kaldım İşte

Saturday, May 16, 2009 4:34 PM
Kategoriler Şiir

Şaşırdım Kaldım İşte

Sözde, senden kaçıyorum dolu dizgin atlarla..
Bazen sessiz sedasız ipekten kanatlarla..

Ama sen hep bin yıllık bilenmiş inatlarla..
Karşıma çıkıyorsun en serin imbatlarla..

Adını yazıyorsun bulduğun fırsatlarla..
Yüreğimin başına noktalarla.. Hatlarla..

Başbaşa kalıyorum sonunda heyhatlarla..
Sözde, senden kaçıyorum doludizgin atlarla.

Ne olur bir gün beni kapında olsun dinle..
Öldür bendeki beni..
..Sonra dirilt kendinle!

Çarpsan karasevdayı en azından yüzbinle..
Nasıl bağlandığımı anlarsın kemendinle..
Kaç defa çıkıp gittim buralardan yeminle..
Ama her defasında geri döndüm SENİNLE..

Hangi düğüm çözülür.. Nazla.. Sitemle.. Kinle..
Ne olur bir gün beni, kapında olsun dinle..

Şaşırdım kaldım işte, bilmem ki n'emsin..?
Bazen kızkardeşimsin.. Bazen öpöz annemsin..
Sultanımsın susunca, konuşunca kölemsin..
Eksilmeyen çilemsin..
Orada ufuk çizgim, burda yanım yöremsin..
Beni ruh gibi saran sonsuzluk dairemsin..

Çâresizim.. Çâremsin..

Şaşırdım kaldım işte bilmem ki neyimsin...

Yavuz Bülent Bakiler

Etiketler Etiket Yok

Şişli'deki bir dürümcünün dış polikası:D

Monday, April 06, 2009 11:47 AM
Kategoriler Kişisel

Şişli'deki bir dürümcünün reklam broşüründen harfi harfine aktarılmıştır.


Diyet, perhiz, rejim gibi faaliyetler hedefte Türk delikanlılarının ve genelde de Türk milletinin devamını engellemek için dış mihraklar tarafından gündeme getirilmiş şuurlu bir düzmecedir. Gaye, eskiden bir koyunu, bir oturuşta götüren dev gibi babayiğit atalarımızı ve tarlada doğum yaptıktan sonra bebeğini kundaklayıp, elde orak tarlada çalışmaya devam eden Türk kadınlarını; kalori hesaplayan, hapşırınca yatağa giren, fitness ve aerobik yapan çıtkırıldım tiplere dönüştürmek ve büyük Türk ırkını Çinliler, Japonlar gibi sıska, zayıf ve sağlıksız bir ırk haline getirmektir.

İcabı halinde 240 kiloluk top mermisini tek başına namluya süren bir babayiğidin, kalori hesaplayan, yoğurtlu kebabı reddeden bir züppe haline getirilmesinden daha büyük bir soykırım olabilir mi?

İç yağının, kuyruk yağlarının, anamızın Vita yağının kolestrol yaptığı palavradır.

Kolestrol, kebapları yedikten sonra iki şişe soda içerek ayarlanabilecek bir gaz durumudur.

Sakın bu oyuna düşmeyin!

Feminizm, kadın hakları, çevre şuuru ve eşitlik adı altında Türk kızlarının akılları çelinerek, yemek yapmayı bilmeyen, bizim istikbalimiz olan yavrularını, abuk subuk yiyeceklerle yetiştirecek, damak zevki gelişmemiş, sunta kılıklı diyet bisküvilerini yiyecek sanan bir hale getirmişlerdir.

Ayrıca kör olası dış mihraklar, bu kızlarımıza kebap, soğan, çiğ köfte vb. Lezzetleri yiyen, bardak bardak şalgam suyu içen yiğitlerimize hanzo&kıro gibi sıfatlar takmayi öğretmişlerdir.

Ayrıca son yıllarda moda gibi gösterilmeye çalışılan Çin mutfağı diye birşey yoktur. Bu sözde mutfak, acaip zerzevat ile ac aip mahlukatın, wog adı verilen bir tencerede yarı pimiş,yarı çiğ olarak hazırlanıp insanlara eziyet olsun diye sopalarla yenmesinden ibaret bir hokkabazlıktır. Sakın kanmayın, sakın yemeyin, Helal değildir!

Unutmayın su uyur, düşman uyumaz...!

Etiketler Etiket Yok

ORM li $iir

Wednesday, March 11, 2009 10:45 AM

Belkide dünyada bir ilk:)  Google gorupta tartışırken herhalde arkadaş çığrından çıktı ve bu satırlar dilinden döküldü:)


L2S, seni nasil sevmi$tim oysa ki
Ama artik EF kullanmam gerek.
Belki POCO icin 2.0 i beklemem gerek,
Belki Canonical Model bi antipattern demek,
Bir suru iyi prensibi
EF icin ihlal ediyorum bebek...
Ihlal ediyorum!
LoD, Interface Seggragation vs i
Ve sevmek zorundayim, o iki mapping layer i
$imdi hayatimiz, bir XML cehennemi olsa da
Bir zehir olsa da ayni anda 2 ki$inin o designer da cali$masi,
Acik havada designer xml lerini merge etmemeyi oneriyordu radyolar...
Ve ben $imdi,
EntityObject kar$isinda yitirirken sabrimi,
L2S ile yazdigim, domain driven application lari du$unuyorum
Gozlerim kapali...

Etiketler Orm L2S Poco EF LoD