Bir Yol Hikayesi-3

Saturday, March 31, 2012 10:42 PM

03.07.2011

 

 

Sabahın erken saatlerinde Erdemin arabasıyla bizleri evlerimiz den almasıyla başladı tatil

serüvenimiz. Sabah 6.30-7.00 gibi Sakarya’dan başlayan yolculuğumuz Bilecik, Eskişehir, Kütahya,

Afyonkarahisar, Burdur ve Antalya güzergâhın da seyredecekti. Yola çıktıktan sonraki ilk molamızı öğlen saatlerin de Afyon’da verdik. Burada yediğimiz yemeğin ardından yolumuza devam ettik. Ersin yol boyunca dinlenmek üzere bize bir cd hazıramış içerisinede bol miktarda sıla parçası koymuştu. Cd  yi dinlemeye başlayınca ilk parça yola çok uygun olduğu kansınısına vardık hepimiz. Yol nereye biz oraya....

 

Uzun saatler yol gittikten sonra artık memletime Antalyama varmıştık. Tabiki doğru bizim eve gitmek için çevirdik direksiyonun yönünü. Burada bir iki saatlik dinlenmenin ardından üstümüzü değiştirdik ve Lara plajına gittik. Tatil daha yeni başlıyordu ve bu sadece ısınma turuydu. Yüzmek değilde çimmek diyelim bence biz ona :) 1-2 saat takıldıktan sonra eve döndük.

 

Tatil uzun görünsede günler bize inat kısalmışmıydı ne. Akşam oluvermişti hemen. Bunu dert etmeden evin bahçesinde bir mangal partisine başladık. Tabiki bulaşıklara kadar parti demek daha doğru olacak...

Uzun yıllar yaşadım ben o evde uzun sohbetler gördüm o asma yapraklarının altında. Ama dostlarda sohbet muhabbet, heleki böyle bir tatil öncesinde bu heycanla beraber bir başka oldu. Eminim ki onlarda o tadı almışlardır. Hepsine buradan ayrı ayrı teşekkür ediyorum. O hazzı ve tadı bizlere yaşattıkları için. 

 

Artık uyumak vaktiydi. Yarın önümüzde uzun Antalya yolları var ve zaman ise kısıtlıydı...

 

Etiketler Etiket Yok

Bir Yol Hikayesi-2

Wednesday, March 28, 2012 10:46 PM

Önce üç arkadaşın zihnine düşmüştü bu tatil.Kadir,Erdem ve Ersin. Akdeniz ve Ege turu yapılacaktı. Çok defa gündeme geldi sohbet ortamlarında. Bir çok sohbete bende iştirak ettim. Nedense ben katılmıcam diye tutturmuştum. Nendese bu inatçılık. Ama öyle şeyler öyle konular geçtiki  sohbet masasısında Bende dayanamadım artık.Tatil hakkında neler konuşulmadı ki, ne hayaller kurulmadı ki. Temmuza kısa bir süre kalmıştı ki Rusya – Moskova, oradan Ukrayna dendi neden olmasın dendi. Bir tatil yapılmalı dendi. Yıllar geçsede üzerine konuşulabilmeli.  Bir hesap kitap yaptık. Biraz pahalı geldi, biraz da yol büyüdü gözümüz de. Daha sonra rota çevrilmez mi Avrupa’ya. 4 ülke 4 şehir dedik, ispanya (Barselona) , Fransa (Paris), Hollanda (Amsterdam) ve İtalya (Roma). Telefonlar açıldı, yine hesap kitap yapıldı. Bir arkadaşa uymayınca diğerine de uymadı. Dedik ki anca beraber, hep beraber çıkalım yola. Ve kararımızı verdik. Üç temmuz günü ilk durak Antalya. Her şey tamam basmalı gaza. Kadir, Erdem, Ersin ve Hayrullah’ın. Bir yol hikâyesi…...

Etiketler Etiket Yok

Bir Yol Hikayesi

Wednesday, March 28, 2012 10:29 PM

Yeni bir yaz geliyor ama ben daha geçen yaz çıktığımız tatili bir türlü satırlara aktaramamıştım. Kadirin hazırladığı günlük aslında bu işin tuzu biberi oldu diyebiliriz. Ellerine sağlık ne diyelim. Sağolsun varolsun. 

Tatil çok çabuk geçti ama etkisi hala sürüyor diyebilirim kesinlikle.... Nasıl unutulur o akdenizin havası suyu, nasıl silinir hafızadan egenin denizi değil mi ama. Rum evlerinden, kaya köyüne , leopatra plajından karetta karettalara :)

Kadir'in yazdığı günlüğe bende kendimce biraz ekleme yaparak aktarmaya çalışıcam. Hem tarihii hem turistik birazda rehber tadında olacak. 

Etiketler Tatil Serüveni

Yazılım ihraç ederken, hayali ihracatçı sorgulaması

Wednesday, March 21, 2012 10:35 AM
Kategoriler Bilişim

1989-2004 yılları arasında Netaş’ın AR-GE Direktörlüğü’nü yürüten Ali Akurgal’ın ilginç bir anısını, bugün gelinen noktaya ışık tutması açısından önemli bulduk ve sizinle paylaşmak istedik:

Siz, yazılımın birimi nedir bilir misiniz?

Metre.
Evet metre.
Neden metredir bilir misiniz?

Anlatayım:
1992 yılında, yâni topu topu 20 yıl önce, Netaş’ta ilk yazılım ihracatını gerçekleştirdik. Hazırlanan bir yazılım paketini; tuşa bastık, o zaman internet falan yok, çatıdaki çanak marifeti ile, vallahi de billahi de müthiş bir hız olan 128kb/s ile, İngiltere’ye uydu üzerinden yolladık. Faturayı da pullu posta ile yolladık. 2M$ bankaya geldi, kasaya koyduk.

Aradan 3-4 ay geçti, vergi memurları geldiler. Dediler ki, “siz bir fatura yollamışsınız, 2M$”. “Evet” dedik. “Bu para ödenmiş” dediler. “Evet” dedik. “Ama mal çıkışı yok, bu hayali ihracat” dediler!

Bunun üzerine vergi memurlarını ArGe’ye aldık, bir bilgisayarın başına oturttuk. “Şu ‘enter’ tuşuna basar mısınız” dedik. Biri bastı. Sonra “ne oldu” diye sordu. “300k$’lık ihracat yaptınız, bunun da faturasını yollayacağız, o da ödenecek” dedik. Adam suça ortak olmuş olduğu için çok kötü oldu. Sonra yazılım nasıl yazılır, uydu bağlantısı nedir, bu ne kadar para eder bunları gezdirip gösterip anlattık. Adamlar “çok iyi anladık ama mal çıkışı olması lâzım, mevzuat böyle” dediler.

Bunun üzerine dedik ki: “biz bu yazılımı banda kaydedelim ( o zaman CD yok, hattâ kaset bile yok, ½” makaralı bant kullanılıyor) onu yollayalım”. Adamlar bir çözüm bulmuş olmanın sevinci ile “tamam dediler, kaydedin yollayın”. İhraç ettiğimiz yazılımın kaydı iki makara etti. Bunlar paketlendi ve gümrük komisyoncusuna verildi. Komisyoncu, bunları gümrüğe götürdü ve ihracat işlemine başladı. Gümrük memuru, işlemi yapmış yapmış ve bir noktada sormuş: “TIRlar nerede?”. Komisyoncu da “TIR MIR yok hepsi bu iki zarf” demiş, masanın üzerindeki teyp bantlarını göstermiş. Gümrük memuru “bu iki zarf 2M$ edemez, ben bu işlemi yapamam” demiş, bırakmış.

Mahkemeye gidildi, bilirkişi heyeti kuruldu, bizim o iki makaradaki yazılımın 2M$ edip etmeyeceğini (nasıl baktılarsa?) inceledi. Neyse ki, 2M$ eder dediler de “hayali ihracat”tan kurtulduk. Bu sefer, aynı komisyoncu, aynı gümrük memuruna aynı iki makarayı “2M$ eder mahkeme kararı” ile götürüp işlemi yeniden başlattı. Ancak, gene işlem sırasında, ihraç malının birim fiyatı, miktarı ve toplam fiyatının girilmesi gerekiyor. Mevzuat öyle. Ne yapsınlar, iş daha uzamasın diye bakmışlar zarfta teyp bandı var, bir makarada kaç metre bant vardır diye kestirmişler, makarası 1.000 metreden 2.000 metre yazılım ihraç etmiş olmuşuz.

Yaaa, yazılımın birimi metre. İşte böyle.


Alıntı

Etiketler Etiket Yok

Auto-Increment Alan Sıfırlama

Tuesday, March 13, 2012 1:44 PM
Kategoriler SQL Server

Bir tablonuzda veri testi yaparken, çok fazla veri eklemiş ve increment alanı çok uçuk bir değerde görmüş olabilirsiniz.Sıfırmalamk için 



TRUNCATE TABLE TABLO_ADI

Etiketler Etiket Yok